Yeni yayınımıza hoş geldiniz! Bugünkü konumuz henüz belli değil,yazarken kendiliğinden çıkıvermesini yeğledim. Bugün de böyle olsun,hep ders,konu,ana duygu,ana düşünce düşünecek değiliz.
Hayat da böyle değil mi zaten, akışına yaşıyoruz merakla nelerin geleceğini bekleyerek...Beklemekle geçiyor çoğu zaman...
Kargo bekle,mesainin bitmesini bekle,sevdiklerinle kavuşacağın zamanı bekle,misafir bekle...Ne istiyorsan onu bekliyorsun aslında.Beklediğin de merak ettiğin şey de kendi oluşturdukların ve istediklerin...
Her zaman umduğumuzu bulamıyoruz tabii, çünkü misafiriz şu dünyada,misafirin umduğu değil bulduğuyla yetinmesi gerektiğini öğrettiler bize ama öğrenebildik mi? Sanmam...
Misafir,sefere çıkan,yolculuk yapan kişi anlamına geliyormuş,bu yüzden misafire sofra hazırlanırmış.Misafir,sefer ve sofra kelimelerinin benzeşikliği de buradan geliyormuş.Misafir oluşumuzdan bu doyumsuzluğumuz, umduklarımızla karşılaşsak bile,asla yeterli gelmeyecek,hep bir şeyler arama,bulma çabasında olacağız..
Yeni konumuz kendiliğinden çıkıverdi ortaya. Bayılıyorum böyle laf lafı açınca.Çabasız,akışta konuşmak gibisi yok,kasmadan,düşünmeden,kendi kendine...
Konuyu şarkı sözleri ile bitirmeye de bayılırım,o zaman tam yerine rast gelsin:
"Kapıldım gidiyorum
Bahtımın rüzgarına
Ey ufuklar diyorum
Yolculuk var yarına..."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder