1999 yılının 11 Ağustos günü teyzemler,dayımlar hep birlikte güzide ilçemizin :) sahil köylerinden birine gitmeye karar verdik.Yeniköy,Malkara,Kurşunlu köyleri Karacabey'in denize kıyısı olan köyleri.İçlerinden Kurşunlu'yu seçtik.Diğerlerine göre daha uzakta olmasına rağmen daha temiz ve tenha olur.O gün yanlış hatırlamıyorsam Güneş tutulması vardı,sahile eşyalarımızı bıraktık,şemsiyelerimizi kurduk,denize girmek için hazırlandık.
9 yaşındaydım,oradaki çocuklar arasında en büyük bendim,doğuştan abla sorumluluğu yüklenmişti omuzlarıma.Sen büyüksün örnek olacaksın,şımarma!...Hiç şımarmadım ben çünkü ablaydım şımaramazdım,bu yüzden hep örnek öğrenci gibiydim kardeşlerim, kuzenlerim için.Sen okursan diğerleri de okur,oku kızım dediler, okudum,çok okudum, ansiklopediler hatim ettim,yetmedi kardeş ve kuzenlere de ansiklopedi okuttum, sunum yaptırdım.Doğuştan yüklenen sorumluluk beni öğretmen olarak şekillendirdi,ben zaten çocukken de öğretmendim.Hep iyi örnek oldum, karşılaştığım her zorluktan(sınavlardan) azimle Neyse konumuz bu değil:)
Boyumuzu geçmeyecek kadar suya girdik,kardeşler,kuzenler....Dayım ve eniştem bayağı açıldılar.Babam yine yok. :( Zaten ne zaman oldu ki,çoğu zaman yoktu,hep beraber eğlendiğimiz çoğu zamanda babam yoktu.Çünkü çoğu zaman anne tarafımla eğleniyorduk, baba tarafımla görüşmüyor denecek kadar az görüşüyorduk.Bu durum onu rahatsız ediyordur da tepki gösteriyordur ya da etrafı keşfe çıkmıştır,yürüyordur,çünkü yürümeyi bu kadar seven birini daha görmedim. Ya da her ikisi de. :) Derken deniz aniden çekildi ve ardından güçlü dalgalar oluştu,bir süre daha suda kaldık ama dayak yiyor gibi olunca sudan çıktık,hızlıca eşyalarımızı kurtarmaya çalıştık,eniştem ve dayım da açıkta bir anormallik olduğunu anlayınca geri döndüler.Döndüklerinde İmralı ile bi işimiz vardı onu gördük geldik, dediler. :) Bulunduğumuz yerden İmralı Adası görünüyordu.Sonra annemler konuşurken duydum Güneş tutulmasının etkisi olabilirmiş.
Sonra karnımız acıktı ve mesire alanına gittik,tabi ki mangal yapacaktık. :) Mangal yakma işi her zamanki gibi babamdaydı,nasıl olsa o bir itfaiyeciydi ve hiç kimse ateşi kontrol konusunda ondan daha iyi olamazdı. :) Şansa bakın,3 gün sonra 14 Ağustos'ta da benim doğum günümdü.Dediler ki madem hep birlikteyiz Tuğba doğum günün şimdiden kutlu olsun.Pasta bekliyorum,pasta gelmedi.Mangal etiyle doğum günüm kutlandı sayın seyirciler :) Çocuksun ya o zaman pasta bekliyorsun, et değil :)
Tatlı ve yorgun bir günün ardından eve döndük,deniz ziyaretlerimiz hep günübirlik oldu bizim çünkü yazlığımız yoktu,eniştem ve dayımların da yoktu,herkeste araba bile yoktu,başkasından araba ödünç aldığımızı biliyorum ve sıkış tepiş gittiğimizi.
Doğum günüm geldiğinde tabi ki kutlanmadı,3 gün önce mangalla kutlanan doğum günüm neyime yetmiyordu. :)
17 Ağustos gecesi saat 3'te tuvalet için uyandım,normalde annemi uyandırmam ama kötü bir rüya görmüş ve korkmuştum.Annemi uyandırdım ve kapının önünde beklemesini istedim.Tamam ben burada bekliyorum,dedi.Bekliyorum der mi bekliyom dedi. :) Öyle alışmış ne desin "Tatlım korkmana gerek yok,ben her zaman yanındayım." cümlesini duymayı zaten beklemiyordum. :)
Yatağıma tam yattığım anda deprem başladı,annem uyanıktı,kardeşlerimle aynı odada yatıyorduk,yanımıza geldi, dualarınızı okuyun, dedi.Babam o sırada kapıyı açmaya çalışıyordu ama kilitlenmişti ve açılmıyordu,el mecbur depremin durulmasını bekledik.
Bir süre sonra dışarı çıktık,herkes canhıraş bir yerlere doğru kaçışıyordu,yuvalarından çıkan karıncalar gibi.Evden battaniye,yatak, yorgan çıkardı herkes,belliydi geceyi dışarıda geçirecektik.Kardeşlerim henüz 4 yaşında.Ağladılar,ne olduğunu anlamaya çalıştılar ama nasıl anlasınlar,ben her zamanki gibi abla konumumu korudum ve iki yanıma alıp sakinleştirdim.Şimdi onlar yanımda yürürken sanki korumalarım varmış gibi hissediyorum.Küçükken ben onları korurdum şimdi onlar beni koruyormuş gibi görünüyorlar.
Sabaha kadar bir gökyüzünü bir yeryüzünü inceledim durdu .Gökyüzünde bir sürü yıldız kayıyordu,yer altında yaşayan ne kadar hayvan varsa hepsi dışarı çıkmaya çalışıyordu.Unutamayacağım bir gece geçirdim,yıldızları ve haşeratı izleyerek.Bir de etraftan öyle saçma şeyler duydum ki kulaklarımı sımsıkı kapatmak istedim.Marmara Denizi'nin ortasından ateş topu çıkmış,gök yarılmış,ölen kişi sayısı kadar yıldız kaymış vs...Çocukluğuma yüklenen travmaya bakın.Hafızam kötü olmasına rağmen o günlerin her anını hatırlıyorum.
Yazın olmasının avantajıyla sokakta yatabildik ama kışın olsaydı korkunç bir tabloyla karşılaşacaktık.Soba boruları muhtemelen üzerimize devrilecekti ya da spor salonu tarzında bir yerde bir sürü kişi sabahı bekleyecektik.
Neyse ki etrafımızda mal ve can kaybı yaşayan yoktu.Birkaç gün sonra normal hayatımıza döndük.Komşu gezmeleri oluyordu o zamanlar.Artçı depremler devam ederken kadınlar harala gürele muhabbet ediyor,çocuklar oyuna dalıyordu, babalar kahvehanelerde. Ben kitap açıp herkese sırayla kitap okutuyodum. Komşu teyzeler beni çok seviyordu. :)
2019'da da yaşadığım yer olan Kırkağaç'ta zilyon tane deprem yaşamış biri olarak deprem korkumu yendiğimi düşünüyorum.Başlarda birkaç gün uyumadım ama olacak gibi değil,nöbetleşe uyumalar ve sonrasında normal uyku şeklinde hayatımıza devam ettik.Ne yapacaktık ki başka,insan her duruma alışıyor.Deprem çantası hazırladık ama bir süre sonra onu da kaldırdık, deprem olunca çanta manta gözü görmüyor ki insanın.Kıştı,arabada uyumaya çalıştık ama o da olmadı,tedirginlik,köpek havlamaları ve klima sesi uyutmuyordu.
Depremler bitti,covid başladı.Neyse konumuz bu değil. Covid'i başka bir yazımda konuşacağım. :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder