2 Mayıs 2017 Salı

diyalektisizm ya da ne dersen de

Hangi konu hakkında yazacağımı bilmeden yazıyorum ilk kez. İçimden ne gelirse, ne yazmak istersem o an onu yazacağım…
Çok mutsuzuz! Kişi, toplum, ülke olarak çok mutsuzuz. Çocuklarım(öğrencilerim) ailelerinde çok mutsuz. Dersle alakaları olmayan çocuklar okula geliyorlar. İki komik olay, kavga vs.nin peşine düşüp malzeme toplama derdinde minicik kızanlar…
Kendi kendimizi de mutsuz ederiz çoğu zaman. Düşüncelerimiz beynimizi yer durur…İnsan kendinin hem dostu hem de düşmanı; yani en tehlikelisi.
Sanırım bu yazının da konusu “mutluluk” oldu. Ya da “mutsuzluk”. Kendiliğinden…Yüzyıllardır insanlığın peşinden koştuğu durumlardan biri. Mutlu olmak…Kimilerine göre çok zor, kimilerine göre “En küçük şeylerden bile mutlu oluyorum ben canım.” cümlesine sığınanların haleti ruhiyesi, kimilerine göre gerçekten çok kolay. Yani umarım öyledir…
Çok merak ediyorum; acaba şu “Evrene pozitif enerji gönderin, kendinizi mutlu edin, mutlu olduğunuz şeyleri yapın.” diyenlerin kendisi gerçekten mutlu mu? Ya da kendileri çok mu mutlular ki mutluluklarını başkalarıyla paylaşmak istiyorlar? Kahve yararlıdır, deyip günde 5 bardak içen T. Öğretmenin düştüğü durum gibi mi mesela durumları? “Öğretmenin dediğini yap, yaptığını yapma” demişler. Öğretmeni yalancı duruma düşürmek niye?  Kahve içerek mutlu oluyorsam karışma kardeşim, miktarından sana ne? Bir de “Her şeyin fazlası zararlıdır.” lafı var. Bunlara eyvallah da mutluluğun fazlasını idrak edecek olgunluğa henüz erişemedik; ya da mutluluğun fazlası olur mu o da sorgulanmaz değil hani. Varsa fazla mutluluğu olan, alırız bir dal…
Galiba en büyük çatışmamız kendimizle. Kendimizle baş başa kaldığımızda ne hissediyorsak onu yaşıyoruz. Üzgünsek gülmüyoruz mesela; ama insanlar devreye girince iş değişiyor. Toplumda yaşamak zorunda olduğumuz için gülümseyerek dolanıyoruz ortalıkta. Görenler mutlu sanıyor. Bir de rol yapmak zorundayız bak! Toplumda yaşamak zor kardeşim, insanla uğraşmak çok zor!...
“Yaşadığın her şeyden zevk almaya çalış, güzel yanları görmeye bak…” gibi salak saçma laflar etmeyeceğim; ama şu da bir gerçek mutsuz olduğumuz zamanlar “Her yağmurun ardı güneştir.” diyerek mutluluğu kovalıyoruz. Çok mutlu olunca “Başıma kesin kötü bir şey gelecek.” diye diye kendimizi yiyoruz.
Sözün özeti hayat bir döngüden ibaret, bazen kısır döngüye girmiyor değil evet; mutluluk mutsuzlukla, siyah beyazla var ve anlamlı diyerek diyalektik bir bakış açısıyla konuyu kapatalım.
Üzülün, mutlu da olacaksınız; sevinin üzüleceksiniz de…
O değil de ne yaşarsan yaşa, ne hissedersen hisset hayatın bir gün biteceği kafana dank ediyor ya orası biraz karışık…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder