Hepimiz yalan söyleriz, eşimize, dostumuza,
anne-babamıza…
Ardından neden? Sorusu gelir akla. Neden yalan
söyleriz? Cevabı çok basit: Gerçekler acıdır, acıtır…
Yalan
söyleyen kendini aldatır gibi klişe laflar etmeyeceğim. Yalanı ortaya çıkanın
adı yalancı olur. Yoksa profesyonel yalan söyleyen birinin yalancı olduğunu kim
ispatlayabilir?
Yalan
söylemeyen biri var mıdır diye düşünürken zihnimde Sezen Aksu “Masum değiliz
hiçbirimiz….” çalar durur. Allah'a atarız topu belki de “İçimde bi şeytanla
yaratmasaydın beni!” diye sitem ederiz; belki de isyan…Melek olarak
yaratılmadım ben deriz ya da melek olmaya özeniriz. Saf, temiz…Bunu
başarabilenlere sözüm yok,önünde şapka çıkarırım, saygıyla eğilirim falan
filan…Ama bir insan olduğumu da unutmam. Melek olmadığım için affedilebilir
olduğumu da düşünürüm…
Bir de renkleri vardır yalanın; pembe, beyaz vs…
Pembe yalanların günahı olmaz derler. Önce yalanın kendisini günah olarak
öğretip, sonrasında renklerine göre ayrıldığında günah olmayabileceğini
söylerler…
İnsanlar hep bir şeyler söylerler, kafa
karıştırırlar. Yalanlarda olduğu gibi fikirlerin,zikirlerin de renkleri vardır.
Siyah düşünce, beyaz düşünce; en kötüsü de gri düşünce…Zaten arafta kalmış olan
bu renk, bir de düşüncelere kendini karıştırırsa beyazı bulandırır,siyahı acaba
mı diye sorgulatır; işte o yüzden tehlikelidir.
Yazının ana fikri: İsimlerin hiçbir günahı yok,
sıfatlar ortalığı karıştırıyor.bkz: pembe yalan, gri düşünce…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder