25 Nisan 2017 Salı

Başlığına karar verilemeyen yayın

Hepimiz yalan söyleriz, eşimize, dostumuza, anne-babamıza…
Ardından neden? Sorusu gelir akla. Neden yalan söyleriz? Cevabı çok basit: Gerçekler acıdır, acıtır…
 Yalan söyleyen kendini aldatır gibi klişe laflar etmeyeceğim. Yalanı ortaya çıkanın adı yalancı olur. Yoksa profesyonel yalan söyleyen birinin yalancı olduğunu kim ispatlayabilir?
 Yalan söylemeyen biri var mıdır diye düşünürken zihnimde Sezen Aksu “Masum değiliz hiçbirimiz….” çalar durur. Allah'a atarız topu belki de “İçimde bi şeytanla yaratmasaydın beni!” diye sitem ederiz; belki de isyan…Melek olarak yaratılmadım ben deriz ya da melek olmaya özeniriz. Saf, temiz…Bunu başarabilenlere sözüm yok,önünde şapka çıkarırım, saygıyla eğilirim falan filan…Ama bir insan olduğumu da unutmam. Melek olmadığım için affedilebilir olduğumu da düşünürüm…
Bir de renkleri vardır yalanın; pembe, beyaz vs… Pembe yalanların günahı olmaz derler. Önce yalanın kendisini günah olarak öğretip, sonrasında renklerine göre ayrıldığında günah olmayabileceğini söylerler…
İnsanlar hep bir şeyler söylerler, kafa karıştırırlar. Yalanlarda olduğu gibi fikirlerin,zikirlerin de renkleri vardır. Siyah düşünce, beyaz düşünce; en kötüsü de gri düşünce…Zaten arafta kalmış olan bu renk, bir de düşüncelere kendini karıştırırsa beyazı bulandırır,siyahı acaba mı diye sorgulatır; işte o yüzden tehlikelidir.

Yazının ana fikri: İsimlerin hiçbir günahı yok, sıfatlar ortalığı karıştırıyor.bkz: pembe yalan, gri düşünce…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder