15 Haziran 2017 Perşembe

Gri Düşünen İnsanlar Derneği

İnsan psikolojisi üzerine düşünür dururum. En sevmediğim özelliğim kararsızlık ve ikilemde kalmak olduğu için bir karara varmak, çıkış yolu bulmak benim ilk hedefim. Nasıl oluyor da insan birbiriyle çelişen iki şeyi aynı anda isteyebiliyor? İşte bu, benim içinden çıkamadığım bir konu. Bu düşüncelerin sağlıklı olmadığını biliyorum. Aklıma ruh rahatsızlıkları geliyor. Ama insan yine de konduramıyor işte kendine, reddediyor. Bir şey ya siyah ya da beyaz olmak mı zorundadır? Gri olamaz mı? Bilinmezlik her şeyi gri kılmaz mı? Biri için siyah olan diğeri için beyaz olamaz mı? Peki her ikisinin de olabiliritesi? Grisellik?
İki şık arasında kaldığında kendine yakın olanı tercih ediyorsun; ama gerçek şu ki yakın olan seçenek her zaman doğru çıkmıyor. İşte bunun adına da bilinmezlik diyorlar. “Süper gücün olsa ne isterdin?” diye sorsalar hiç düşünmeden “Geleceği görebilmek” derdim. Evet geleceği görebilsem heyecanın kalmayacağını biliyorum, geleceğimizi kendimizin şekillendirebileceğini de… Mesela gelecekte yaşayacağım bir olayı görüp değiştirmek de isteyebilirim; ancak bu beni farklı sonuçlara yönlendirebilir ve belki de daha kötü bir şeyle sonlanabilir. Bu yüzden geleceği bilememek belki de insanlık için faydalı da bir şey aslında; fakat kararsızlık, bilinmezlik daha zor benim için. Hayatı düzene sokma çabasında olanlar, her şeyi yerli yerinde tutmaya çalışanlar, mükemmeli arzulayanlarda bu vardır bilirim; çünkü bilinmezlik böyle tipleri rahatsız eder. Hadi bilinmezliği bir nebze de olsa kabullenebilirim kimse bilmiyor çünkü sadece ben değil; ama kararsızlığı napıcaz? Her zaman siyah ya da beyaz değil de griyi düşünenler hangi kategoride? Bildiğim tek bir şey var bilinmezliğin insanı kararsız kıldığı ve onu korkaklaştırdığı. Bu yüzden cesur insanları hep takdir etmişimdir; ama hiçbir zaman o insanlardan olamadım. Olmak için de çabalamadım; bu yüzden hep kendi içimde çatıştım durdum. Benim savaşım kendimle, başka hiç kimseyle değil. Kendimle yazışınca da mutlu oluyorum, konuşma aşamasına henüz geçemedim.
Fizikte etki-tepki yasası var. Bazıları “karma” olarak nitelendiriyor seçimlerimiz ile sonuçların ilişkisini. Atalarımız da “Ne ekersen onu biçersin.”  diyerek anlatmışlar kısaca. Peki seçimlerimizin bizi iyiye, doğruya yönelteceğini bilebilir miyiz her zaman? Velev ki iyiye, doğruya, güzele yöneldik; ileride bozulmayacağını, belki de yanlış bir seçim yaptığımızı, başımıza kötü olayların gelmeyeceğini nerden bilebiliriz? Şimdiki zamanda kötü olarak nitelendirdiklerimizin gelecekte iyi, doğru güzel neticeler getirmeyeceğinin altına imzamızı atabilir miyiz?
Bu yüzden yaşıyoruz işte, sadece yaşıyoruz, bilmeden. Dualar ediyoruz “Allah’ım iyi insanlarla karşılaştır.” “Hayırlısını nasip et.” diye; çünkü elimizden başka bir şey gelmiyor. Bazıları düşünmeden yaşıyor. “Gelsin hayat bildiği gibi gelsin.” Toplumun istediği gibi yaşıyor. Evleniyor çocuk sahibi oluyor. Mutlu insan izlenimi vermeye çalışıyor etrafa, gülücükler saçıyor. Bazıları da benim gibi düşünmekten kafayı kıracak duruma geliyor; ama elde ettiği bir şey de yok. Düşündüğüyle kalıyor. Yine toplumun istediği gibi hareket ediyor. Bazıları da “Başlarım toplumuna, hayat benim hayatım istediğim gibi yaşarım.” diyor.
12 tane burç olduğundan mütevellit 12 tip insan olmayacağı gibi yukarıdaki gibi 3 tip insan da yoktur. Başka olasılıklar da vardır elbette. İstemediği halde seçim yapmak zorunda kalanlar bunlardan sadece biri…
Hayat mı garip insanlar mı yoksa zihinler mi? Özümüze baktığımızda hepimiz insanız; ama hepimiz aynı düşünmüyoruz. Bazı insanların derdi ay sonuna kadar parasını yettirebilmesi için uğraş vermesi, bazılarının sağlığına kavuşabilmesi, bazılarının lüks hayatlarını daha da lüksleştirme çabaları, bazı gariplerin de ben gibi hayatı, düşünceleri anlamlandımaya çalışmaları. Evet yoruluyorum düşünürken, başım ağrıyor; fakat düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Vardır benim gibi gri düşünen insanlar…Dernek mi kursak acep?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder