İnsan psikolojisi üzerine düşünür
dururum. En sevmediğim özelliğim kararsızlık ve ikilemde kalmak olduğu için bir
karara varmak, çıkış yolu bulmak benim ilk hedefim. Nasıl oluyor da insan
birbiriyle çelişen iki şeyi aynı anda isteyebiliyor? İşte bu, benim içinden
çıkamadığım bir konu. Bu düşüncelerin sağlıklı olmadığını biliyorum. Aklıma ruh
rahatsızlıkları geliyor. Ama insan yine de konduramıyor işte kendine,
reddediyor. Bir şey ya siyah ya da beyaz olmak mı zorundadır? Gri olamaz mı?
Bilinmezlik her şeyi gri kılmaz mı? Biri için siyah olan diğeri için beyaz olamaz
mı? Peki her ikisinin de olabiliritesi? Grisellik?
İki şık arasında kaldığında
kendine yakın olanı tercih ediyorsun; ama gerçek şu ki yakın olan seçenek her
zaman doğru çıkmıyor. İşte bunun adına da bilinmezlik diyorlar. “Süper gücün
olsa ne isterdin?” diye sorsalar hiç düşünmeden “Geleceği görebilmek” derdim.
Evet geleceği görebilsem heyecanın kalmayacağını biliyorum, geleceğimizi
kendimizin şekillendirebileceğini de… Mesela gelecekte yaşayacağım bir olayı
görüp değiştirmek de isteyebilirim; ancak bu beni farklı sonuçlara
yönlendirebilir ve belki de daha kötü bir şeyle sonlanabilir. Bu yüzden
geleceği bilememek belki de insanlık için faydalı da bir şey aslında; fakat
kararsızlık, bilinmezlik daha zor benim için. Hayatı düzene sokma çabasında
olanlar, her şeyi yerli yerinde tutmaya çalışanlar, mükemmeli arzulayanlarda bu
vardır bilirim; çünkü bilinmezlik böyle tipleri rahatsız eder. Hadi bilinmezliği
bir nebze de olsa kabullenebilirim kimse bilmiyor çünkü sadece ben değil; ama
kararsızlığı napıcaz? Her zaman siyah ya da beyaz değil de griyi düşünenler
hangi kategoride? Bildiğim tek bir şey var bilinmezliğin insanı kararsız
kıldığı ve onu korkaklaştırdığı. Bu yüzden cesur insanları hep takdir
etmişimdir; ama hiçbir zaman o insanlardan olamadım. Olmak için de çabalamadım;
bu yüzden hep kendi içimde çatıştım durdum. Benim savaşım kendimle, başka hiç
kimseyle değil. Kendimle yazışınca da mutlu oluyorum, konuşma aşamasına henüz
geçemedim.
Fizikte etki-tepki yasası var.
Bazıları “karma” olarak nitelendiriyor seçimlerimiz ile sonuçların ilişkisini.
Atalarımız da “Ne ekersen onu biçersin.”
diyerek anlatmışlar kısaca. Peki seçimlerimizin bizi iyiye, doğruya
yönelteceğini bilebilir miyiz her zaman? Velev ki iyiye, doğruya, güzele
yöneldik; ileride bozulmayacağını, belki de yanlış bir seçim yaptığımızı,
başımıza kötü olayların gelmeyeceğini nerden bilebiliriz? Şimdiki zamanda kötü
olarak nitelendirdiklerimizin gelecekte iyi, doğru güzel neticeler
getirmeyeceğinin altına imzamızı atabilir miyiz?
Bu yüzden yaşıyoruz işte, sadece
yaşıyoruz, bilmeden. Dualar ediyoruz “Allah’ım iyi insanlarla karşılaştır.”
“Hayırlısını nasip et.” diye; çünkü elimizden başka bir şey gelmiyor. Bazıları
düşünmeden yaşıyor. “Gelsin hayat bildiği gibi gelsin.” Toplumun istediği gibi
yaşıyor. Evleniyor çocuk sahibi oluyor. Mutlu insan izlenimi vermeye çalışıyor
etrafa, gülücükler saçıyor. Bazıları da benim gibi düşünmekten kafayı kıracak
duruma geliyor; ama elde ettiği bir şey de yok. Düşündüğüyle kalıyor. Yine
toplumun istediği gibi hareket ediyor. Bazıları da “Başlarım toplumuna, hayat
benim hayatım istediğim gibi yaşarım.” diyor.
12 tane burç olduğundan mütevellit 12 tip
insan olmayacağı gibi yukarıdaki gibi 3 tip insan da yoktur. Başka olasılıklar
da vardır elbette. İstemediği halde seçim yapmak zorunda kalanlar bunlardan sadece biri…
Hayat mı garip insanlar mı yoksa
zihinler mi? Özümüze baktığımızda hepimiz insanız; ama hepimiz aynı
düşünmüyoruz. Bazı insanların derdi ay sonuna kadar parasını yettirebilmesi
için uğraş vermesi, bazılarının sağlığına kavuşabilmesi, bazılarının lüks
hayatlarını daha da lüksleştirme çabaları, bazı gariplerin de ben gibi hayatı,
düşünceleri anlamlandımaya çalışmaları. Evet yoruluyorum düşünürken, başım
ağrıyor; fakat düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Vardır benim gibi gri
düşünen insanlar…Dernek mi kursak acep?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder