“Son zamanlarda” diyerek başlayacaktım söze; fakat
ne zamandır son zaman? Hangi zamandan sonrasını “son zamanlar” olarak
nitelendirebiliriz? Bunun üzerine değil elbette ki konum; ancak başlangıç
olarak seçtiğim kelime grubumu bile beğenmemişken neler anlatırım, anlattığımı
beğenir miyim? Bilmiyorum…
Hadi yine de “son zamanlarda” diye başlayayım da
popüler yaşama, trende uygun görünmüş olayım( !) Son zamanlarda trend olan bir
kelime var: “Trend”
Gündemde olan ne varsa yapmalıymışız zorunluluğu…
Aklıma gelen şeylerden birkaç tanesini sıralayayım:
Bir ara geyikli tayt giymeyen kız kalmamıştı. Ne zaman çok kişi tarafından
giyildiği tespit olundu; o vakit mertlik bozuldu, alay konusu oldu. Geyikli
taytı olanlar çöpe atıverdi o vakitten sonra…
Çakma UGG’ler vardı. Bunları giyen kızlar boz ayı
gibi dolanıyordu ortalıkta; lakin farkında değillerdi. Trend diye onlara güzel
geliyordu. Yine aynı şey oldu, “Ayı Yogi, arkadaşlarıyla güne gelmiş.” dediler
kapı önünde bir sürü UGG görenler. Hop hadi bunu da gönderdik çöp kutusuna.
Kokoş, tiki kızlara bak; hepsinde Casio klasik.
Zannedersin yarın askere gidecek, bir havalar bir havalar; memleketi o
kurtaracak sanki…
Aşkın, acının, devrimin kadını canım Frida Kahlo’nun
kemikleri sızlamıyorsa ben de bir şey bilmiyorum. Kadıncağız ruhen yaşamaya
devam ediyor pekala da vücudunda dövme olarak taşımak, 3-5 liralık
aksesuarlara, t-shirtlere baskısını yapmak neyin kafası diye sormazlar mı
adama?
Bohem yaşama özendik, hippiler gibi salaş kıyafetler
giyindik,Harry Potter gözlüğü taktık, iki Bob Marley dinledik olduk mu sana
trend! Ne Bob Marley’i tanıdık, ne de Frida’yı anladık, hippi kıyafetlerimizi
giyip McDonalds’dan hamburger menü söyledik…Trend olduk mu olduk; ama komik
göründüğümüzü kimse anlamadı. “Oooo çok tarz.” deyip alkış tuttular…
Güleriz ağlanacak halimize…
“Her önüne gelen” (bu kelime grubu da ayrıca
irdelenecek bir konu) yaşam koçu oldu. “Pozitif düşünün, içinizdeki kötülükleri
salın.” dediler, osurmalara doymadık.
Kızlar saçlarına fön çekip, üstüne “Bad hair day”
yazan şapkalardan taktılar. Kendileri bile inanmadı, “Bak ben burada sübliminal
mesaj veriyorum.” dediler.
En sevdiğim yaşam tarzlarından biri ise minimalist
yaşam... Az ve öz olacak şekilde yaşamını idame ettir yeter, niye alevli
şortlar, geyikli taytlar alıp çöpe atalım ki? Alıyorsan bari atma mübarek, azcık
saygı! demez mi o geyikler, alevler…Bu hayattaki fonksiyonumuz gösterişli
yaşamak mı, yoksa başka bişeyler var mı? Körü körüne pragmatist olmaktan
bahsetmiyorum..
27 yıllık ömrümde yarıda biten kaş modası da gördü
bu gözler, göğüslere kadar çekilen yüksek, dar pantolonlar da, fotoğraf çekmek
için eline kitap alıp yanına kahveyi konduruverenleri de, başka bir sürü trendi
de…En kötüsü de davul gibi dışı şişkin,
içi boş insanları, kendinden başka herkesin gerizekalı olduğunu düşünen
insancıkları, başkalarını kandırdığını düşünenleri, otokratik anlayışla elinde,
istediği kapının kilidini açabilecek anahtarın olduğunu düşünenleri de. Oysa
bilmiyorlardı ki her kapının kilidinin sevgiyle, hoşgörüyle açılabileceğini,
kendi kalplerini kendilerinin kirlettiğini…Millet trend peşinde koşsun, biz
minimal yaşamı tercih etmeye devam edelim…
Ne demiş Einstein: “Her şeyi olabildiğince sade
yapın; ama basit değil.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder